|
Bir mağara içinde bulunan, siyah panter
ailesininin fotoğrafını çekebilmek için diyafram ve enstantanenin
sınırlarını zorlamak gerekir. Diyafram, mümkün olduğu kadar çok ışık
girebilmesi için azami açıklığa getirilir. Obdüratör ise, mümkün olduğu
kadar uzun süre açık durması gerekir. Bu çekim şartlarında titrememek
gerekir veya bir sehpa kullanılır. Ancak destek olmasa bile, henüz bütün
kozlarımızı oynamadık.
Fotoğrafın oluşması için önemli bir faktör daha vardır: Işık duyarlılığı.
Ölçüm birimi olarak ISO kullanılır. Sıkça kullanılan bir standart ise ISO
100’dür; ancak bu, bizim örneğimizde yetersiz kalır. Seçenek listesini
kullanarak, dijital makinemizin ışık duyarlılığını ISO 400 değerine
yükseltip, pozlandırma alanımızı arttırabiliriz. Şimdi karşımıza çıkan
soru şudur: Diyafram açıklığını mı küçültmeli yoksa enstantaneyi mi
hızlandırmalı?
Böylece sallanma tehlikesini azaltabiliriz. Bu yöntem ile, alaca
karanlıkta önümüzden geçen kişiyi gölge olarak değil, gördüğümüz gibi
pozlandırabiliriz.
Bazı makinelerde ışık duyarlılığını
arttırmak, büyük grenli görüntü parazitlenmesine yol açar. Tabiiki Süper
CCD’li FinePix makineler hariç! Bu makinelerin kullandığı “Piksel veri
birleşimi” teknolojisi, CCD’nin birbirine bağlı ve ışığa duyarlı 4
ünitesinin algıladığı bilgileri bir noktada (piksel) toplar. Böylece bir
resim noktası, dört ayrı pikselden aydınlık bilgileri toplar. Bu yöntem
ile 1600 ISO’ya kadar yükselebilen değerlere ulaşılmakta ve parazit
filtreleme sistemi ile beraber hoş olmayan renkli noktaların süzülmesine
katkıda bulunmakta. |